Marmaris Çıkışlı Rotalar

7 Gün Marmaris- Göcek Körfezi-Kelebek Vadisi-Ölüdeniz-Fethiye


Marmaris– Gocek- Ekincik- Dalyan- Manastır Koyu- Batık Hamam Harebeleri- – Gemiler Adası- Babaada- Robinson Koyu- Soğuk Su Koyu- Kayaköy- Kelebek Vadisi- Ölüdeniz- Fethiye
(7 Gün)

1.GÜN Marmaris’e varış. Limanda yata yerleşme. Marinada, teknelerin güvertelerinin ve direklerinin aksi denize vururken akşam yemeğininiz keyfine varacaksınız. Türkiye’nin en gözde turistik yerlerinden biri olan Marmaris’te akşam isterseniz limanda bir yürüyüş yapabilir ya da bir çok bar ve gece kulübünün bulunduğu Barlar Sokağında eğlenebilirsiniz. Yeşil ve mavinin tüm tonlarını ve uyumunu yılın 12 ayında görebileceğiniz cennet bir köşedir Marmaris. Akdeniz iklimine sahip oluşu kışın bile denize girme imkânı sağlarken, etrafını saran sık ve yüksek çam ormanları ve dünyada Muğla yöresine özgü Günlük ağaçları ve geniş yapraklı çınar ağaçları, Marmaris’in yeşil dokusunun yapı taşlarıdır. Karya kentlerinden biri olan Phyckos antik şehri üzerinde kurulmuş olup çeşitli medeniyetlerin egemenliğinde kalmıştır. Marmaris Kalesi 1521’de Osmanlılar tarafından yaptırılmış olup bugün giriş kapısı ile denize bakan surları hala sağlamdır ve kapısının sağ ve solunda iki mangal, bir nöbetçi odası ile bir sarnıç görülmektedir. Ayrıca Osmanlılardan kalma bir cami ve sekiz odadan ibaret üzeri kemerli bir kervansaray bulunmaktadır. Antik dönem kalıntıları kentin kuzeyinde alçak bir tepe olan Asartepe üzerindedir. Burada sur duvarı kalıntıları, bir tapınağın podyumu ve birkaç kırık sütun görülmektedir. Marmaris’in diğer bir özelliği de alışveriş için çok büyük bir çarşısının bulunmasıdır. Türkiye’nin en önemli turistik merkezlerinden biri olan Marmaris eski ve yeninin ilginç bir karışımıdır. Yüzlerce bar ve restoran eğlenmek isteyenler için değişik alternatifler sunar. Üç büyük yat limanına sahip olan Marmaris, Türkiye’nin bu kıyı şeridinde yatçılığın merkezi haline gelmiştir.

2.GÜN Sabah erken saatlerde yatınız muhteşem yolculuğa yelkenini açmaya hazırlanırken, siz turunuzun ilk kahvaltısını yapıyor olacaksınız. Sonra rüya yolculuğunuz Ekincik’ e doğru başlayacak ve yıllık telaşınızı ve günlük hayatınızdaki bütün karmaşalarınızı da yavaş yavaş arkanızda bırakacaksınız. Ekincik çam ağaçlarının denizin içinden bile çıktığı, yemyeşil ormanın ortasında kurulmuş küçük bir kasabadır. Bu koydaki doğanın güzelliği sizi adeta büyüleyecek. Ekincik ve Dalyan’a ayrılmış olan ilk gün teknede alınacak akşam yemeğiyle sona erecek.

Dilerseniz Ekincikten küçük tekneler ile doğa harikası su geçidinden geçilerek bir Karya kenti olan ve Miletos’un oğlu tarafından kurulduğu söylenen Dalyan’a gidebilirsiniz. Maalesef, gulet teknelerin bu koya girmesi yasaktır. Dileyen müşterilere yüzme ve çamur banyosu yapma imkanı sağlayan bu turumuz arzu edildiği takdirde ekstra bir ücret karşılığı yapılmaktadır.

DALYAN: Dalyan, Köyceğiz Gölü ile Akdeniz’i birleştiren ana kanal üzerinde bulunur. Dalyan kanalının denize ulaştığı yer olan İztuzu plajı nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağaları olan Caretta Caretta’ların yumurtalarını bıraktıkları kumsallardan biridir. Kaunos antik kenti de Dalyan’dadır. Kent; Kaya Mezarları, Akropol Kalesi, Antik Tiyatro ve Kilise Kompleksi ile taşıdığı Antik değer yanında Carette Caretta kaplumbağaları ve 4 km. uzunluğundaki ünlü Iztuzu plajı ile doğal bir güzellik sergilemektedir. Dalyan 1998′de Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir. Akdeniz ile Ege’nin birleştiği noktada bir doğa harikası olan Dalyan, 2008 yılında The Times tarafından Avrupa’nın en güzel açık alanı seçilmiştir.

3.GÜN Geçilmesi gereken dalgalı Kurtoğlu burunu nedeniyle diğer günlere nazaran daha erken yola çıkan tekne dantel görüntülü Manastır Koyunda sabah kahvaltısı için demirleyecektir. Bir tabiat harikası olan koyda öğleden akşamüstüne kadar bütün vakit, denize girmek ve güneşlenmek için ayrılmıştır. Daha sonra civardaki koylardan birinde ikinci kez demir atacak olan teknenizde akşam yemeği yenecek ve geceleme burada olacaktır.

4.GÜN Mavi yolculuğunuzun dördüncü gününde kahvaltıdan hemen sonra Göcek Koylarında birinde bulunan Batık Hamam Harabelerinin olduğu koyda yüzmenin keyfine varacaksınız. Bu kusursuz koy Cleopatra’nın banyo yaptığı koy olarak bilinir. Yarısı denizin içinde, yarısı denizin dışında kalmış hamamı bulunan, eski medeniyetlerden günümüze güzelliğini devam ettirmiş koylardan biridir.. Ayrıca, kasaba ve koyların güzelliğine dalarak beş çayının keyfini burada çıkarabileceksiniz. Daha sonrasında, Göcek Körfezinin içinde geceleme Batık Hamama yakın bir başka güzel koyda gerçekleşecektir

5. GÜN Mavi Turunuzun 5. Köyünde Göcek’e varacaksınız. Akşam yemeği ve geceleme burada olacak. Akşam yemeği ve geceleme Göcek limanında yapılacaktır. Akdeniz’in şirin beldesi Göcek, klasik tatil anlayışınızı değiştiren sıra dışı özellikleri ile tatil ve mavi yolculuk tutkunlarının en gözde mekânıdır. Koruma altında olan küçük, sakin ve deniz ile iç içe bir beldedir.  Göcek şehir merkezinde bulunan 6 büyük Yat Marinası ile yerli ve yabancı deniz mavi yolculuk tekneleri için en popüler limandır.  Ana limanındaki barlar ve restoranlar, muhteşem bir manzara eşliğinde eğlenmek isteyenlere, her ihtiyacınızı bulabileceğiniz çarşısı alışveriş yapmak isteyenlere değişik alternatifler sunar.

6.GÜN Sabah erken saatlerde Bizans İmparatorluğundan Gemiler Adasına doğru seyahatiniz başlayacak. Gemiler Adası’nın eski adı Aya Nikola ’ydı. Adada erken Hıristiyanlık dönemi ve Bizans İmparatorluğu ‘na tarihlenen (5. yüzyıl ile 11. yüzyıl arası) kilise kalıntıları bulunmaktadır. Büyük kilisenin freskleri iyi durumdadır. Deniz kıyısında sarnıç kalıntıları da bulunmaktadır. En ilginç kalıntı ise iki kiliseyi birbirine bağlayan bir tüneldir. 500 metrelik tünelin bazı kısımları yıkık durumdadır. Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak yeri bulunmakta olup, bunlar İsa peygamberin çarmıha gerilmeye götürülürken yolda 17 defa bekletilmesini temsil etmektedir.

Öğle saatlerine doğru gelinecek Babaadası’nda öğle yemeği yenilecektir.

Öğle yemeğinizden sonra  Robinson Koyu’na gideceksiniz.
Buradan teknenizdeki küçük botla Soğuk Su Koyuna götürecek.
Soğuk su koyundan dilerseniz Kayaköy’e gidebilirsiniz. Kayaköy antik kalıntılarla dolu terkedilmiş bir köydür. Kayaköy, birbirinden çok farklı iki yerleşim alanından oluşmaktadır. Bunların birincisi, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adları Levissi veya Karmylassos şeklinde geçen köydür. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Eski Kayaköy’de halen yaklaşık 40 hane mevcuttur. Kayaköy’de gezilip görülecek yerler arasında büyük ve küçük klise ve onbir şapel bulunmaktadır. Ayrıca küçük klise yanında 2 senedir bulunmakta olan bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır. İkinci yerleşim alanı ise 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Kayaköy’de iskan edilen Batı Trakya Türklerinin buradaki altyapıya ayak uyduramamaları nedeniyle, bu göçmenlerce ovada kurulmuş daha büyük boyutlu kısımdır.

Kayaköyün ardından Soğuk Su Koyuna doğru yürüyerek guletinize tekrar binebilirsiniz. Geceleme Robinson Koyu’nda olacaktır.

7.GÜN Tekne turunuzun son seyahat günü de diğer günler gibi dolu dolu geçecek ve muhteşem yerleri görme imkanınız olacak. İlk durağınız ayrılmak istemeyeceğiniz Kelebekler Vadisi. Kelebekler Vadisi, Muğla ili, Fethiye ilçesi Ölüdeniz belde sınırları içerisinde bulunan doğal bir hazinedir. Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ’ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, 8 Şubat 1995′de 1. derecede doğal SİT ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya kapatılmıştır. 350 metreye ulaşan sarp kayalık duvarlarla çevrili olan Vadi ismini, barındırdığı 80′den fazla kelebek türünden ve özellikle kaplan kelebeğinden almıştır. Kaynağı Faralya köyünde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi’nin ortasından geçen bir dere ile Akdeniz’e ulaşır.

Öğle yemeği için Ölü Denizin yakınlarındaki bir koyda demirleyeceğiz. Ölü Denize gulet teknelerin girmesi yasaktır. Buradan dilerseniz mürettebatınız sizi yatınızdaki küçük tekneyle Ölü Denize götürebilir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir. Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ’da “Uzak Diyar” olarak tanınır, Anadolu’nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası’da bulunur. Türkiye’de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir. Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açık denize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır. Ölü denizde suyun rengine bayılacaksınız. Yamaç Paraşütçülerinin de vazgeçilmez duraklarından biridir.

Ölü Deniz’den hareket eden tekneniz akşam yemeğiniz için Fethiye Limanı’na yanaşacak. Bugünkü Fethiye kenti yakınlarındaki Belen’de, M.Ö. 3000′lerde kurulduğu sanılan antik Telmessos kenti, Likya’nin Karya sınırında yer alıyordu. Uzun bir süre Likya’ya karşı bağımsızlığını koruduktan sonra, M.Ö. 6. yüzyıl ortalarında Pers egemenliğine girdi. M.Ö.5. yüzyılda Delos Birliği’ne, M.Ö.362′de Likya’ya katıldı. Ardından Likya’yı topraklarına katan Perslerin Karya Satrapı Mausolos’un eline geçti. M.Ö.333′te Anadolu’yu Persler’in istilasından kurtaran İskender’in egemenliğini Selevkoslar’ın yönetimi izledi. M.Ö.3. yüzyıl sonlarında Mısır’daki Lagos Hanedanı’na bağlandı. M.Ö.188′de Pergamon (Bergama) Krallığı’nın egemenliğine girdi. Pergamon Krallığı’nın M.Ö.133′te yıkılmasından sonra kısa bir süre bağımsız kaldı ve Rodos’la işbirliği yaparak Pontus Kralı Mithradates’e karşı koydu. Daha sonra Roma ve Bizans yönetiminde yaşadı. 8. yüzyılda Anastasiuopolis, 9. yüzyıldan sonra da anılmaya başlandı. 1284′te Menteşeoğulları’nın yönetimi altına girdi; 1424′te Osmanlı topraklarına katıldı. Zamanla Meğri’ye dönüşen adı, 1913′te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey’in anısına Fethiye olarak değiştirildi. Son gecenizde Fethiye’de alışveriş yapabilir ve ya gecenizi barlarında eğlenerek geçirebilirsiniz.

8.GÜN Sabah kahvaltısından sonra mürettebatınız sizi tekrar görmek dileğiyle uğurlayacaklar.

Ekstra Turlar (talep üzerine): Dalyan