Fethiye Çıkışlı Rotalar

7 Gün Fethiye – Kaş – Kekova Körfezi – Myra – Saint Nicolas– Ölüdeniz Fethiye ( 7 Gün )


1.GÜN Fethiye’ye varış. Limanda yata yerleşme. Marinada, teknelerin güvertelerinin ve direklerinin aksi denize vururken akşam yemeğinizi yemenin ve yatınızdaki ilk gecelemenin tadını çıkaracaksınız.  Bugünkü Fethiye kenti yakınlarındaki Belen’de, M.Ö. 3000′lerde kurulduğu sanılan antik Telmessos kenti, Likya’nin Karya sınırında yer alıyordu. Uzun bir süre Likya’ya karşı bağımsızlığını koruduktan sonra, M.Ö. 6. yüzyıl ortalarında Pers egemenliğine girdi. M.Ö.5. yüzyılda Delos Birliği’ne, M.Ö.362′de Likya’ya katıldı. Ardından Likya’yı topraklarına katan Perslerin Karya Satrapı Mausolos’un eline geçti. M.Ö.333′te Anadolu’yu Persler’in istilasından kurtaran İskender’in egemenliğini Selevkoslar’ın yönetimi izledi. M.Ö.3. yüzyıl sonlarında Mısır’daki Lagos Hanedanı’na bağlandı. M.Ö.188′de Pergamon (Bergama) Krallığı’nın egemenliğine girdi. Pergamon Krallığı’nın M.Ö.133′te yıkılmasından sonra kısa bir süre bağımsız kaldı ve Rodos’la işbirliği yaparak Pontus Kralı Mithradates’e karşı koydu. Daha sonra Roma ve Bizans yönetiminde yaşadı. 8. yüzyılda Anastasiuopolis, 9. yüzyıldan sonra da anılmaya başlandı. 1284′te Menteşeoğulları’nın yönetimi altına girdi; 1424′te Osmanlı topraklarına katıldı. Zamanla Meğri’ye dönüşen adı, 1913′te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey’in anısına Fethiye olarak değiştirildi.

2.GÜN Sabah erken saatlerde, yatınız muhteşem bir yolculuğa yelken açmaya hazırlanırken, siz turunuzun ilk kahvaltısını yapıyor olacaksınız. İlk durağınız karadan ulaşımı çok zor olan Bayındır Limanına olacak. Fethiye limanından çıkarken gittikçe küçülen binalar ve evler ile birlikte bütün yıl biriktirdiğiniz stres ve yorgunluğu da yavaş yavaş yavaş arkanızda bırakacaksınız. Bayındır Limanın doğu yakasında kıyı dik olarak yükselir. Burada kayalıklara oyulmuş çok sayıda Likya mezarı vardır. Bayındır Mağarası ise Liman ağzındadır. 60 metre uzunluğundaki mağaranın içinde bir akarsu, tam ortasında ise Hristiyanlığın ilk yıllarına ait olduğu sanılan küçük bir kilise yer almaktadır. Plajı ise Mavi Bayrak ödülü almış, bu bölgede denize girilebilecek en güzel yerlerden biridir.

Daha sonra tekneniz Kaş Limanına girecek. Hem doğası, hem de tarihi ambiyansıyla ünlü Kaş’ta Akdeniz akşamlarını yaşayabileceğiniz, alışveriş yapıp, eğlenebileceğiniz bir gece geçirebilirsiniz. Kaş‘ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri vardır. Bunlar irili ufaklı antik yerleşimlerdir. Kaş’ın sahil uzunluğu 70 km civarındadır. Kaş Kasabası yazın Akdeniz sahillerimizin gündüzleri en serin yeridir. Ayrıca yazın nem oranı açısından Akdeniz kıyı şeridinin en düşük değerlerine sahiptir. Kaş özellikle dalgıç turizmi bakımında ülkemizin önde gelen merkezlerinden biridir. Meis Adası’na en yakın noktayı oluşturan Kaş’ta tarihi eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli vardır. Bir dil gibi denize uzanan Çukurbağ Yarımadası üzerinde yakın zamanda yapılan oteller bulunur. Kaş’ın içinde Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı ve Akçagerme Plajı’nda denize girmek mümkündür.

3.GÜN Kaş’ın 34 km. uzağında en eski Likya kenti olan Üç Ağız Koyunda yüzme molasından sonra ayrılmak istemeyeceğiniz Kekova Adası’na varılır. Bizans Döneminde deprem neticesinde kuzey bölgeleri denize gömülmüş Antik şehrin bulunduğu Kekova Adasına ulaşılır. Kaynaklara çoğu kez “Kakava” diye geçmiştir. 4.5 km²’lik yüzölçümü olmakla birlikte bu adada kimse yaşamamaktadır. Burada Bizans Devri’ne ait bir kilisenin apsisi ile karşılaşılır. Kazı yapılmadığı için tarihini bilmediğimiz bu adanın her tarafı kalıntılarla doludur. Tersane Koyu’na göre sağ tarafta denize batmış dükkânlar ile sol tarafta batık şehrin su içindeki kalıntıları görülebilir. Kıyıya takip ettiğimizde, evlerin yarısının sulara gömüldüğünü ve merdivenlerin denize indiğini görebiliriz. Ayrıca denizin içinde temeller ve ev tabanlarını da görmek mümkündür. İtalyan işgalinden sonra adanın hangi ülkeye ait olacağı konusunda Türkiye ve İtalya arasında bir süre uzlaşılamamış, daha sonra ada 1932 yılındaki anlaşma ile Türkiye’ye bırakılmıştır. Kekova ve çevresi 18 Haziran 1990′da Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sit alanı ilan edilmiştir. Tüm yüzüş ve dalışların hükümet tarafından özel izin alınarak yapılması kararlaştırılmışsa da sonraki yıllarda bu yasak, tarihî batık olanlar haricindeki yerler için kaldırılmıştır.

Kekova Adası’nda durmak yasak olduğundan yavaş bir şekilde geçilip denizin 1–4 metre altındaki, çıplak gözle görülebilen sualtı antik kentinden sonra Kekova Adasının karşısında Kale Köyünün hemen arkasındaki tepe ve onun yamaçlarında kurulu 300 kişilik tiyatro kalıntıları bulunan Simena’da öğle yemeği yenmektedir.  Antik tiyatroya çıkanlar olağanüstü manzarayla karşılaşırlar. Simena kalıntıların denizin içinden tepeye kadar yayılmıştır.

Yine Kekova’nın yüzlerce koyundan bir tanesinde akşam yemeği ve geceleme yapılır.

4.GÜN Her gün olduğu gibi Ege’nin tadına doyamayacağınız zeytini, domatesi, reçeli, peynir çeşitlerinden tadacağınız her gün farklı bir kahvaltı yemeğinin aşçınız tarafından özenle hazırlandığı zengin köy kahvaltınızın ardından Finike Adası’na varılacaktır. Finike bölgede yetiştirilen portakalı ve doğasının güzelliği ile nam salmış bir yerdir. Burada bulunan Likya şehir kalıntıları birçok yerli ve yabancı turistin ilgisini çekmektedir.

5. GÜN Bugün sabah kahvaltısı için Demre’ye doğru yola çıkacaksınız. Beş çayı için çamların denize hürmetle eğildiği diğer bir güzel Kekova koyuna geçilir, akşam yemeği yedikten sonra burada geceleme yapılır.

Buradan arzu ederseniz ek ücrete tabii Myra kara turumuza katılabilirsiniz.
MYRA:  Myra Likya ittifakının (MÖ 168 – 43) bir üyesi olmadan önce Myra ile ilgili ele geçirilmiş yazılı bir kaynak yoktur. Yunan halk kentin koruyucu tanrıçası olan Artemis Eleutheria’ya tapmışlardır. Zeus, Athena ve Tike’ye de tapılmıştır. Likya ve Roma dönemlerine ait olan kentin harabelerinin çoğu alüvyon tortuların altındadır. Antik tiyatronun üstündeki dağda bulunan akropol büyük ölçüde tahrip olmuştur. Tiyatronun yakınında hamam ve bazilika olabilecek geç dönem kalıntıları görülmektedir. Açıkhava tiyatrosu 141 yılında bir depremde yıkılmış fakat daha sonra tekrar yapılmıştır. Myra’da iki Likya nekropolü vardır, bunlar tiyatronun üzerindeki kayalıkta ve onun doğusunda nehir nekropolü olarak adlandırılan bölgede toplanmıştır. Kaya mezarlarının çoğu uzaktan büyük bir ev gibi görünürler, bazıları da tapınak şeklindedir. Nehir nekropolünün en dikkat çeken mezarı “Resimli Mezar”dır. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında Myra Likya’nın metropolüydü. Aziz Pavlus MS 60′da Roma’ya giderken limanında gemi değiştirir. Günümüzde Noel Baba olarak da bilinen Aziz Nicholaos 4. yüzyılda Myra’nın piskoposluğunu yapıyordu. 408 ile 450 yılları arasında imparatorluğun başında olan II. Teodosius zamanında Aziz Nicholaos’ın Myra’da başpiskoposluk yaptığı ve Myra’nın Likya’nın başkenti olduğu bilinmektedir. 809 yılındaki kuşatmanın ardından Myra Abbasi halifesi Harun Reşid’in emri altındaki birlikler tarafından ele geçirildi. Bu olayı takip eden yıllarda kent gerileme dönemine girdi. 1034 yılında Araplar tarafından denizden yapılan saldırılar sonucu Noel Baba Kilisesi zarar görmüştür. I. Aleksios Komnenos döneminin (1081 – 1118) başlarında, Myra bu kez Selçuklular tarafından ele geçirildi. Kargaşadan faydalanan Bari’li denizciler kilisedeki rahiplerin itirazlarına rağmen Aziz Nicholaos’nın kemiklerini 20 Nisan 1087 tarihinde alıp 9 Mayıs 1087 tarihinde Bari’ye getirdiler. Myra’da Aziz Nikolaos Kilisesi ilk olarak 6. yüzyılda Aziz Nikolaos’ın ölümü üzerine yapılmıştır. Günümüzdeki kilise temel olarak 8. yüzyıldan itibaren inşa edilmiştir; 11. yüzyılın ikinci yarısında bir manastır ilave edilmiştir. 1863 yılında Rus Çarı II. Aleksandr binayı ve çevresindeki bölgeyi Osmanlı Devleti’nden satın aldı ve restorasyon çalışmalarına başladı fakat daha sonra Osmanlı Devleti bölgeyi ve kiliseyi geri alıp Ruslara sadece restorasyon yapma izni vermiştir. Restorasyon çalışmaları kilisenin aslını bozacak kadar kötü yapılmıştır ve 1876′da bugün de görülebilen çan kulesi ilave edilmiştir. 1963 yılında kilisenin doğu ve batı kısımları toprak altından çıkartıldı. 1968 yılında Aziz Nikolaos’ın 1087 yılında tahrip edilen lahiti ortaya çıkarılmış oldu.

Ortalama 3 saat süren bu kara turundan sonra hareket eden teknemiz Gökkaya Koyuna ulaştığında öğle yemeğini bu doğa harikası koyda yapacaksınız ve Gökkaya’yı 3 – 4 saatte gerinizde bırakıp gitmek size çok zor gelecek.

6. GÜN Turunuzun en heyecanlı günlerinden biri çünkü dünyaca ünlü Ölüdeniz’desiniz. Ölü Denizin yakınlarındaki bir koyda demirleyeceğiz. Ölü Denize gulet teknelerin girmesi yasaktır. Buradan dilerseniz mürettebatınız sizi yatınızdaki küçük tekneyle Ölü Denize götürebilir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir. Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ’da “Uzak Diyar” olarak tanınır, Anadolu’nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası’da bulunur. Türkiye’de bulunan denizkulağı (lagün) oluşumlarından biridir. Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açık denize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır. Ölü denizde suyun rengine bayılacaksınız. Yamaç Paraşütçülerinin de vazgeçilmez duraklarından biridir.
Ölüdeniz’in tadını çıkardıktan sonra kaptanınız sizi Gemiler Adası’na götürecek. Gemiler Adası’nın eski adı Aya Nikola ’ydı. Adada erken Hıristiyanlık dönemi ve Bizans İmparatorluğu ‘na tarihlenen (5. yüzyıl ile 11. yüzyıl arası) kilise kalıntıları bulunmaktadır. Büyük kilisenin freskleri iyi durumdadır. Deniz kıyısında sarnıç kalıntıları da bulunmaktadır. En ilginç kalıntı ise iki kiliseyi birbirine bağlayan bir tüneldir. 500 metrelik tünelin bazı kısımları yıkık durumdadır. Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak yeri bulunmakta olup, bunlar İsa peygamberin çarmıha gerilmeye götürülürken yolda 17 defa bekletilmesini temsil etmektedir.

7. GÜN Fethiye civarındaki adalardan biri olan Kızıl Adaya yolculukla güne merhaba diyeceksiniz. Gün batımında kıyılarındaki kum ve çakılların kızılımsı renk alması nedeniyle buraya Kızıl Ada ismi verilmiştir. Adada deniz fenerinden başka bir yapı mevcut değildir. Doğu kıyısı dalgalara kapalı olduğundan demir atmak ve yüzmek için çok uygun bir koydur.

Kızıl Ada’dan hareket eden tekneniz Fethiye Limanına yeniden giriş yapacak.  Yatınızda yapacağınız son akşam yemeğinizin ardından isterseniz biraz alış veriş yapabilir ya da Fethiye’deki barlarda eğlenebilirsiniz. Konaklama Fethiye Limanında gerçekleşecektir.

8. GÜN Tadı damağınızda kalacak teknenizdeki son kahvaltınızın ardından, mürettebatınız tekrar görüşmek dileğiyle sizleri uğurlayacaklar.

Ekstra Turlar (talep üzerine): Myra, Türk Hamamı, Saklıkent