1.GÜN Pek çok kalpte özel bir yer tutan Bodrum’a hoş geldiniz. Limanda yata yerleştikten sonra, akşam yemeğini ünlü Bodrum kalesinin manzarası eşliğinde yapacaksınız ve ilk gecelemeniz Bodrum Limanında olacak. BODRUM Bodrum Türk sanatçı, yüksek sosyetesi ve entelektüelleri için vazgeçilmez bir tatil yeridir. Karya Bölgesi’nin en eski kentlerinden olan Bodrum’un tarihi M.Ö.1200’e kadar uzanır. Ünlü tarihçi Heredot’un memleketi olup Halikarnassos olarak bilinir. M.Ö.456’da Perslerin eline geçen kent o zamanın kraliçesi Artemisia tarafından kahramanca savunulmuş daha sonra başa geçen Maussollos, Halikarnassos’u başkenti yapmış, kenti surlarla çevirerek çeşitli yapılarla donatmıştır. Ölümünden sonra başa geçen karısı 2. Artemisia kocasının anısına Dünyanın yedi harikasından biri olan en altında yüksek kaide onun üzerinde 36 sütunlu bir galeri ve 24 basamaklı bir çatısı bulunan, toplam yüksekliği 55 metrelik bir anıt mezar yaptırmıştır. Yakın zamanda bu harika İngilizler tarafından sökülerek British Museum’a taşınmıştır. Tarih boyunca birçok medeniyetlerin egemenliğine geçen kent 1247’de Türkler tarafından alınmıştır. Bugün şehirde anıt mezarın kalıntılarına, antik tiyatro ve içinde Türkiye’nin en önemli su altı müzesi bulunan çeşitli bölümlerden oluşmuş muhteşem Bodrum Kalesini (St. Peter Kilisesi) görebilmek mümkündür. Limanın kıyısındaki barlar ve restaurantlar eğlenmek isteyenlere, limanın yanındaki büyük çarşı alışveriş yapmak isteyenlere birçok çeşitte olanak sunar.
2. GÜN Limanda demirlemiş olan yatta güzel bir kahvaltının ardından hareketle mavide süzülüp giderek, şifalı çamur banyoları ve sıcak su kaynayan mağarası ile meşhur adı kara ama kendi yeşil olan Kara Ada’ya uğranır, 400 metreye ulaşan zirvesi çam ormanı ile kaplıdır. Kara ada’dan yola çıkan tekneniz, Palamutbükü’ne varır. Tekne turuna katılanlar ya da yatlarıyla gelenlerin durmadan ve balık lokantalarına uğramadan geçemediği güzel bir koydur. Çıplak tepelerin yumuşak bir eğilimle denize kavuştuğu upuzun bir kumsal oluşturduğu kumsal boyunca ağaçlıklar içinde 2 km uzunluğundaki kum ve çakıl karışımı kumsalında denize girebilirsiniz.
3. GÜN Bugünde dünyaca ünlü Knidos koyuna gidiyorsunuz. Knidos M.Ö.4. yüzyılda ticari nedenlerle Tekir Burnu'na taşınır. Hippodamus planına göre kurulan şehirde birbirinden güzel tapınaklar, kutsal alanlar, tiyatrolar ve görkemli binalar yapılır. Çok sayıda bilim adamı ve sanatçı yetişir. Tarihin ikinci büyük ve önemli tıp okulu Knidos'ta açılır. Heykeltıraş Praksiteles tarafından çıplak olarak yapılan güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit Heykeli'nin güzelliği dillere destan olur. Sadece bu heykeli görmek için uzak diyarlardan Knidos'a ziyaretçi akını başlar. Knidos’ta tarihin en önemli şehirlerinden birinde gezerken, aynı zamanda tertemiz sular içinde keyfinize keyif katabileceksiniz.
4. GÜN Nem oranın sıfır olduğu, mavinin en saf halini görebileceğiniz, Türkiye’nin en güzel turistik kasabalarından birine hoş geldiniz. Alışveriş ve eğlence imkânlarının bulunduğu Datça’ya gelmişken, Eski Datça’yı da gezmelisiniz. Burada göreceğiniz Datça evlerine, bir sanat ürünü taş işçiliği ve begonvillerle süslü dar sokaklarla görsel bir zenginlik kazandırmış. Eski Datça kimliğini arayan kentlere adeta adres gösterir gibi bir mimarlık harikası. Datça'nın ilk kurulduğu yer burası. M.Ö.4.yüzyılda kurulan seramik atölyeleri, yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarıldı. Eski Datça'nın bir diğer özelliği de yel değirmenleridir.
5. GÜN Turunuzun beşinci gününde etrafı dağlarla çevrili bir havuz görünümündeki Orhaniye’ye gidiyorsunuz, turistlerin olduğu kadar leziz balıklarında sığınağı. Eşsiz güzellikteki gün batımıyla ünlü körfezin dantel gibi koyları arasında yer alan, mitolojik öyküsü ve coğrafi yapısıyla ilgi çeken, Rodos Şövalyelerinin kullandığı kale ve adası, antik kilise ve bazı yapı kalıntılarının bulunduğu küçük bir koy olan Orhaniye, ilginç coğrafi yapısıyla Kızkumu’nu da içinde bulunduruyor. Kızkumu kırmızı ve iri taneli kumlardan oluşan bir set, kıyıdan itibaren denizin açıklarına doğru dil gibi uzanıyor. Bu kum set sular yükselse de yöreye gelen turistlerin su içinde bile yürümelerine olanak tanıyor. Plaj olarak da rağbet gören 650 m'lik kum setin sonuna kadar yürüyenler, rüzgâr ve dalganın etkisiyle yıllardır kaybolmayan Kızkumu’nun ilginç yapısı karşısında hayrete düşüyorlar. Kumun bir başka özelliği de üzerinde yürüyenlerin tuttukları dileklerin gerçekleştiğine inanılması. Orhaniye’den sonraki durağınız, Türkiye'de kalmış en bakir bölgelerden biri olan nostaljik balıkçı köyü Selimiye’ye, adeta bir cennet bahçesine gidiyorsunuz. Tarihi eski, dağları çam, zeytin, söğüt ve badem ağaçlarıyla kaplı. denizi temiz, balığı bol, havası oksijen yüklü, huzurlu, sakin, misafirperver, Hisarönü Körfezi'nin incilerinden biri. Antik çağda ismi Hydas olan köy, sonraları Losta ismini taşımış. Birçok tarihi kalıntıyıda ziyaret edebileceğiniz Selimiye’nin diğer bir ismide Günbatımında dağların arkasında kaybolan güneş etrafı kırmızı tonlarına boyadığı için Kızılköy.
6. GÜN
Sırada Bozburun var. Tepelerin arasında sıkışmış müthiş
güzellikte bir koya kurulmuş.
7. GÜN Turunuzun bu son gününde Aktur’dan Bodrum yakınlarındaki, pırıl pırıl türkuaz suları ile uçsuz bucaksız bir akvaryumu andıran Orak Adasına yolculuk yapıyorsunuz. Dalma meraklılarının ve teknelerin çok sevdikleri bu adanın yamaçları zeytin ağaçlarıyla dolu. Buradaki yüzme molası ve öğle yemeğinden sonra Bodrum Limanına devam edilir. Akşam yemeği ve geceleme limanda yapılır. 8.GÜN Sabah kahvaltısından sonra unutulmaz anılarla birlikte yattan ayrılış yapılacaktır. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||